Hollanda’da Doğrudan İletişim Kültürü: Şok mu, Rahatlık mı?
Benim gözlemim şu: Hollandalıların doğrudan konuşması çoğu Türk öğrenciyi ilk haftalarda şaşırtıyor, birkaç ay sonra ise rahatlatıyor. Söylenen şey genelde tam olarak kastedilen şey. Zorluk, bu üslubu kişisel bir saldırı gibi algılamamayı öğrenmekte.
Neden bu konuyu yazıyorum?
Hollanda’ya giden öğrencilerden ve ailelerden yıllar içinde en sık duyduğum gözlemlerden biri “Çok açık konuşuyorlar” oldu. Bazıları bunu kaba bulduğunu söylüyor. Bazıları ise hayatında ilk kez ne düşünüldüğünü tahmin etmek zorunda kalmadığını anlatıyor. Bizim kültürümüzde incelik çoğu zaman dolaylı anlatımla kuruluyor. Hollanda’da ise netlik saygının bir biçimi olarak görülüyor. Bu farkı önceden bilmek uyum sürecini kısaltıyor.
Hollanda’da yaşamadım. Burada yazdıklarım danışman olarak gözlemlerim ve kültürlerarası iletişim üzerine genel bilgiler. Elbette her Hollandalı aynı değil. Kişiden kişiye, şehirden şehre farklar var.
Artıları
- Belirsizlik az: Bir öneri beğenilmediyse bunu hemen duyuyorsunuz. “Bakarız” deyip ortadan kaybolma alışkanlığı daha az yaygın.
- Hızlı geri bildirim: Derste ve iş yerinde neyi iyi, neyi eksik yaptığınızı açıkça öğreniyorsunuz. Gelişmek isteyen biri için bu büyük bir avantaj. Notunuzun neden düşük olduğunu sorduğunuzda genellikle somut ve gerekçeli bir cevap alıyorsunuz. Bir sonraki ödevde neye dikkat edeceğiniz netleşiyor.
- “Hayır” demek normal: Bir daveti ya da ek bir işi reddetmek ayıp sayılmıyor. Kendi sınırlarınızı korumak kolaylaşıyor.
- Eşitlikçi ortam: Hocaya veya yöneticiye ilk adıyla hitap etmek ve fikrinizi söylemek olağan karşılanıyor. Hiyerarşi Türkiye’ye göre daha düz.
- Gösterişe mesafe: Hollandaca’da sık duyulan “Doe maar normaal” sözü kabaca “normal davran” anlamına geliyor. Abartıdan ve kendini öne çıkarmaktan pek hoşlanılmıyor. Bu da sosyal baskıyı azaltabiliyor.
Eksileri
- İlk şok gerçek: Sunumunuz hakkında yapılan açık bir eleştiri, alışık olmayan birine kırıcı gelebiliyor. Özellikle ilk dönem moral bozabiliyor.
- Nezaket kalıpları farklı: Yoğun iltifat, ısrarlı ikram ve uzun hal hatır faslı daha az. Bu durum soğukluk gibi algılanabiliyor.
- Planlı sosyal hayat: Görüşmeler ajandaya yazılıyor. Habersiz ziyaret ve son dakika buluşması pek tercih edilmiyor. Bu düzene alışana kadar yalnızlık hissi artabiliyor.
- Sizden de netlik bekleniyor: Dolaylı konuştuğunuzda ne istediğiniz anlaşılmayabiliyor. “Olur aslında ama…” gibi cevaplar burada çoğu zaman “evet” olarak duyuluyor.
- Hesap paylaşımı: Kafede ya da restoranda herkesin kendi payını ödemesi yaygın. Bizdeki “bu benden” alışkanlığıyla büyüyen biri için başta tuhaf kaçabiliyor.
| Artıları | Eksileri |
|---|---|
| Ne düşünüldüğünü tahmin etmek gerekmiyor | Açık eleştiri başta kırıcı gelebiliyor |
| Hızlı ve somut geri bildirim | Sıcak nezaket kalıpları daha az |
| “Hayır” demek kabul görüyor | Sosyal hayat ajandaya bağlı |
| Düz hiyerarşi, rahat söz hakkı | Dolaylı cevaplar yanlış anlaşılabiliyor |
| Gösteriş baskısı düşük | Hesabı bölüşme alışkanlığı başta tuhaf gelebiliyor |
Kimlere uygun, kimlere değil?
Bu iletişim kültürü şu kişilere daha iyi gelir:
- Net konuşmayı ve açık beklentiyi sevenler
- Eleştiriyi gelişim fırsatı olarak görebilenler
- Kendi sınırlarını korumakta zorlanan ve bunu öğrenmek isteyenler
Şu kişiler uyum sürecinde daha çok zorlanabilir:
- Söylenen sözü hep alttaki niyete göre yorumlayanlar
- Kendiliğinden gelişen, sıcak ve yoğun sosyal ilişkilere çok bağlı olanlar
- Olumsuz geri bildirimi uzun süre kişisel olarak taşıyanlar
Uyumu hızlandırmak için birkaç pratik öneriyi de paylaşayım. Bir eleştiri duyduğunuzda hemen savunmaya geçmeyin. “Bunu nasıl daha iyi yapabilirim?” diye sorun. Bir şeyi istemiyorsanız bunu kibarca ama açıkça söyleyin. Arkadaşlarınızla buluşmak istiyorsanız birkaç gün önceden gün ve saat önerin. Geç kalacaksanız haber verin. Hollanda’da dakiklik ve verilen söze uymak, sıcak sözlerden daha çok güven yaratıyor.
Bir de şunu hatırlatmak isterim. Doğrudan konuşmak, kaba davranmakla aynı şey sayılmıyor. Hollandalılar da kişisel hakaret içeren ya da küçümseyen bir üsluptan rahatsız oluyor. Ölçü, söylenen şeyin işe ve konuya dair olması.
Uyumun bir diğer ayağı dil. Bu konuda Hollanda’da İngilizce bilerek yaşamak ve Hollandaca öğrenmek yazıma, genel tablo için de Hollanda’da yaşamak üzerine yazdığım yazıya bakabilirsiniz.
Öğrencilere hep söylediğim şu: Hollanda’da duyduğunuz eleştiriyi önce içerik olarak dinleyin, tona sonra bakın. Karşınızdaki çoğu zaman yalnızca düşündüğünü söylüyor. Siz de aynı netliği kullanmayı denediğinizde ilişkilerin ne kadar kolaylaştığını göreceksiniz. Bu beceri, hangi ülkede çalışırsanız çalışın kariyerinizde işinize yarar.
Kaynaklar
- Leiden University, Dealing with the Dutch (uluslararası öğrencilere yönelik oryantasyon haberi)
- Erin Meyer, The Culture Map (kültürlerarası iletişim ve geri bildirim üslupları)
