İngiliz Kültürüne Uyum: Mesafeli mi, Kibar mı?
|

İngiliz Kültürüne Uyum: Mesafeli mi, Kibar mı?

İngiltere’ye giden öğrencilerden en sık duyduğum gözlem şu: “Herkes çok kibar ama kimseye yaklaşamıyorum.” Bence ikisi de doğru. İngiliz sosyal hayatında nezaket ile mesafe çoğu zaman yan yana duruyor. Bu kodları erken çözen öğrenci, uyum sürecini çok daha rahat geçiriyor.

Neden bu konuyu yazıyorum?

Vize, okul ve bütçe konuşurken kültür genellikle son sıraya kalıyor. Oysa ilk aylardaki hayal kırıklıklarının önemli bir kısmı yanlış okunan sosyal işaretlerden doğuyor. Ben İngiltere’de yaşamadım. Danışman olarak yıllardır öğrencilerden ve üniversitelerin uyum rehberlerinden duyduklarımı bir araya getiriyorum. Her insan farklıdır. Burada anlattıklarım genel eğilimler. Londra ile küçük bir kasaba, İngiltere ile İskoçya arasında da farklar olduğunu unutmayın.

Artıları

İngiliz gündelik hayatının en hoş yanı, karşınızdakine gösterilen özen. Bu özen bazen küçük kelimelerde, bazen de söylenmeyenlerde kendini gösteriyor.

  • Gündelik nezaket: “Please”, “thank you” ve “sorry” kelimeleri günlük hayatın her yerinde. Otobüs şoförüne teşekkür etmek, kapıyı arkadakine tutmak sıradan davranışlar. Bu küçük alışkanlıkları benimseyen öğrenci kısa sürede kendini daha rahat hissediyor.
  • Sıra ve kurallara saygı: Sıraya girmek ciddiye alınıyor. Kimin önce geldiği belli olduğu için gündelik işler daha öngörülebilir ilerliyor.
  • Kişisel alana saygı: Özel hayatınız, maaşınız veya kararlarınız hakkında pek soru sorulmuyor. Kendi tempunuzda yaşamak kolaylaşıyor. Kimse kararlarınızı yorumlamak zorunda hissetmiyor.
  • Dakiklik: Ders ve toplantılara zamanında gelmek bekleniyor. Bu da akademik hayatı düzenli kılıyor. Geç kalacaksanız haber vermek nezaketin bir parçası sayılıyor.
  • Mizah: İroni ve kendiyle dalga geçme yaygın. Bu dili yakaladığınızda sohbetler çok keyifli hâle geliyor. İlk başta ciddi mi şaka mı yapıldığını anlamak zor olabilir, ama kulak zamanla alışıyor.

Eksileri

Zorlukların çoğu, sözün ve davranışın Türkiye’deki alışkanlıklardan farklı okunmasından doğuyor. Bunları önceden bilmek ilk ayların hayal kırıklığını azaltıyor.

  • Dolaylı konuşma: Eleştiri çoğu zaman yumuşatılarak söyleniyor. “Interesting” veya “I’ll bear it in mind” gibi ifadelerin altında bazen bir itiraz yatıyor. Bunu kaçırmak kolay. Özellikle hocalardan gelen geri bildirimi dikkatle okumak gerekiyor; yumuşak bir cümle aslında önemli bir düzeltme isteyebilir.
  • Yavaş kurulan arkadaşlıklar: Sohbet havadan ve günlük konulardan başlıyor. Derin bir dostluğa geçmek Türkiye’ye göre daha uzun sürebiliyor. Birinin evine davet edilmek de zaman alabiliyor.
  • Büyük şehirde soğukluk hissi: UKCISA da büyük şehirlerde insanların mesafeli veya aceleci görünebileceğini hatırlatıyor. Bu çoğu zaman kişisel bir tavır sayılmamalı. Aynı kişi, bir kulüpte veya derste tanıştığınızda çok daha sıcak davranabiliyor.
  • Pub merkezli sosyal hayat: Öğrenci etkinliklerinin bir kısmı pub’da geçiyor. Alkol kullanmayanlar bazen kendini dışarıda hissedebiliyor. Oysa alkolsüz içecekle katılmak tamamen olağan.
  • Örtük kurallar: Bir yemeğe saat 8’de davet edildiğinizde birkaç dakika geç gitmek normal, bir sinemaya ise tam saatinde gitmek bekleniyor. Bu ince farkları öğrenmek zaman alıyor. Emin olmadığınızda bir İngiliz arkadaşınıza sormak en kolay yol.
Bir bakışta artılar ve eksiler
Artıları Eksileri
Her yerde gündelik nezaket Dolaylı eleştiriyi kaçırma riski
Sıraya ve kurallara saygı Arkadaşlıkların yavaş derinleşmesi
Kişisel alana saygı Büyük şehirde mesafeli görünen insanlar
Dakik ve düzenli akademik hayat Pub merkezli sosyal etkinlikler
Keyifli, ironik mizah Yazılı olmayan sosyal kurallar

Kimlere uygun, kimlere değil?

Bu kültürde daha kolay uyum sağladığını gördüğüm öğrenciler:

  • Kişisel alanına önem veren ve sakin ilişkileri sevenler.
  • Kulüp ve topluluklara katılarak ilk adımı kendisi atmaya hazır olanlar.
  • Dinlemeyi ve ince ifadeleri yakalamayı seven, gözlemci kişiler.
  • Mizahı ve kendiyle dalga geçmeyi seven, rahat kişilikler.

Daha fazla hazırlık yapması gerekenler:

  • Doğrudan ve açık geri bildirime alışkın olanlar.
  • Hızlı ve yoğun arkadaşlıklar kurmayı bekleyenler.
  • Sosyal hayatını tamamen başkalarının davetine bırakanlar.
  • Her mesafeli davranışı kişisel bir mesele olarak algılayanlar.

İş hayatındaki yansımalarını British mülakat kültürü yazımda, genel uyum sürecini de İngiltere’de yaşamanın artıları ve eksileri yazımda anlattım.

Öğrencilerime hep şunu söylüyorum: İlk ay her nazik cümleyi kelimesi kelimesine okumayın, ama her mesafeyi de soğukluk saymayın. Bir öğrenci topluluğuna katılın, düzenli gittiğiniz bir etkinlik edinin. İngiltere’de yakınlık genellikle tekrar eden küçük karşılaşmalarla kuruluyor. Sabırlı olan ve ilk adımı atmaktan çekinmeyen öğrenciler, zamanla çok değerli dostluklar kurabiliyor.

Kaynaklar

  • UKCISA, Facing culture shock

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir